Sanma yahu biz şu yerde tıkılıp kalmışlarız

Adetullaha uyup bir lahzacık dalmışlarız

Arif-ü kâmil isen fehm eyle nutkumdan bizi

Kırk gün ancak eğlenüp seyrana emr almışlarız

Menzil-i fakre eriştim dediğim oldu benim

Sohbet-i Hakka giriştim dediğim oldu benim

Nazar ettim bana ben kendimi bildim ki neyim

Yaradanımla biliştim dediğim oldu benim

Dirilikte diledikçe bana tabi’di memat

Benim emrimde idi çünkü o sultan-ı hayat

Her iki halet elimde oyuncaktı benim

Ne desem ola demiştim dediğim oldu benim

Zahiren suret-i insanda göründüm durdum

Fakat ol evveli ahiri kerim işte benim

Neye ben ol demiş olsam deyemezdi olmam

Sırrı canımla seviştim dediğim oldu benim

Suret-i zahire kanma ki ben insan değilim

Kim demiş olsa hatadır bana ben ân değilim

Bana bak çeşm-i basiretle beni anlayasın

Yârla tenhada buluştum dediğim oldu benim

Sırrı tevhide vukufu olanlar anlar sözümü

Kalp gözün maliki canlar da görürler özümü

Bana benden zahir olacak o sırrul esrar

Ehadiyetle karıştım dediğim oldu benim

Zaira sanma ki biz Fatiha bekler dileriz

Dilek hak ne ise çünkü rızadadeleriz

Bizi duçar-ı telaş eyleyemez hiçbir şey

Rabbi hasimle görüştüm dediğim oldu benim

Biz hayat ehli iken ölmüş olanlardan idik

Hasreti yâr ile siması solanlardan idik

Meyl-i dareyn-i Süreyya içimizden attık

Canımı terke alıştım dediğim oldu benim

Bizler öldük de defn eylediler sanma sakın

Layemutuz bize zair gözün aç öyle bakın

Buracık kalıbımız hanesi biz seyyarız

Ceşmi canana eriştim dediğim oldu benim..

 

I. Teşrin-i Evvel, 1319

 


.

Aşkın işine gücüne akıl ermez.
Bizim hâlimizi ancak aşka sırdaş olan ve sürekli vahdet meyi yudumlayanlar anlayabilir.
Zâhir ve bâtın, ten  ve cân bende öylesine aynileşti ki, Meryem oğlu İsa gibi göklere çekilmek istiyorlar! O sultan beni kendinde öylesine gizlesin ki,  yârânın gözleri beni göremesin!
Kimi göğe, kimi yere, kimi gence kimi pîre bakarken; kimi Kudûs'e kimi Mekke'ye, kimi mescide kimi tekkeye giderken; kimi tûr'da, kimi dilde, kimi canda isterken, hepsinin gözlerinden kaybolmak, fakat yine de cihânın benimle dopdolu olmasını istiyorum.

Bu sözü fehm etmeye key er gerek!
Kendin idrâk eylemiş server gerek!

Seyyid Seyfullah

.

Allah insanı tersine çevrilen bir yaradılışla yaratmıştır. Buna göre, ahiret insanın batın boyutunda gizlidir ve insanın bu dünyası da zahir boyutunda gizlidir. İnsanın zahir boyutu (ilahi) suretle kayıtlı olur. Böylece Allah Şeriat’ı emrederek insanı kayıtlı kılmıştır. Suretin değişmemesi gibi emirler de değişmez. Ne var ki batın boyutunda insan sürekli değişime maruz kalır. Düşüncelerin geldiği suretlere göre insan düşüncelerinde dalgalanır. Ahiretteki durum da böyledir. Bu nedenle, insanın bu dünyadaki batın boyutu ahiretteki hayatının zahir boyutu; insanın bu dünyadaki zahir boyutu ahiretteki hayatının batın boyutudur. Allah’ın “ilk önce sizi yarattığı gibi, yine O’na döndürüleceksiniz.” (7,29) demesinin nedeni de budur; çünkü ahiret bu dünya hayatının aksidir ve bu dünya ahretinin aksidir. Ama bu dünyada insan nasılsa orada da öyledir. Bu nedenle, bu dünyadayken düşüncelerinin Şeriat’te övülen şeyler olması için çalışmalısın ki böylece ahrette suretin güzel olsun..
 
İbn Arabi
 
Hayal Alemleri / William Chittick
.

"Sövene dilsiz gerek, vurana elsiz gerek."

Yunus Emre


.

zahir ile batın suları birbirine hiç karışmayan iki denizdir.

bu suları karıştıran karışık kafalardır

 

http://www.antoloji.com/uye/EşşeğinKüllahı

.

« Önceki ::